Ana Sayfaya Dön

KELİME GRUPLARI

GİRİŞ

İnsan hayatında tek tek kelimeler ile karşılanamayan çeşitli nesne, hal ve şekiller vardır. Dil bunları tek kelimeden daha fazla kelime ile karşılar. Bu oluşum daha fazla kelime kullanılsa da yine tek kelime gibi muamele görür. En geniş kelime grubu cümledir. Kelime grupları konusunda önce esas kelime gruplarını, daha sonra da cümle konusunu ele alacağız.

Kelime gruplarında bir tamamlanan-esas, bir de tamamlayan-yardımcı kısım vardır. Esas kısım sonda, yardımcı kısım onun önünde yer alır. Bir şekil ile şöyle gösterebiliriz:

kelime (a)

kelime (b)

yardımcı

tamamlayan

tâbi olan

belirten

kısım

esas

tamamlanan

tâbi olunan

belirtilen

kısım

Kelime grupları ile ilgili olarak M. Ergin şunları söylemektedir:

"648. Buraya kadar gördüğümüz isim ve fiil cinsinden bütün kelimeler nesneleri ve hareketleri tek tek karşılayan, onların tek tek adları olan dil birlikleri idi. Tek tek kelimelerin karşıladığı nesnelerin ve hareketlerin çeşitli vasıfları, hususiyetleri, cepheleri, şartları vardır. O nesneleri ve hareketleri bu çeşitli yönleri ile daha geniş olarak ifade etmek için tek kelimeden daha geniş dil birliklerine ihtiyaç duyulur. Öte yandan tek kelimenin karşıladığı nesnelerden ve hareketlerden daha büyük, daha geniş nesneler ve hareketler vardır ki onları tek tek kelimeler karşılayamazlar, onların tek kelime olarak karşılıkları, adları yoktur; ancak tek kelimeden daha geniş dil birlikleri ile ifade edilebilir, adlandırılabilirler. İşte tek kelime ile karşılanabilen nesneleri ve hareketleri daha geniş olarak ifade etmek veya tek kelimenin karşıladığı nesnelerden ve hareketlerden daha geniş nesneleri ve hareketleri karşılamak için kelimeden daha geniş dil birlikleri olan kelime guruplarına baş vurulur.

Kelime gurubu birden fazla kelimeyi içine alan, yapısında ve mânâsında bir bütünlük bulunan, dilde bir bütün olarak muamele gören bir dil birliğidir. Kelime gurubu için birden fazla kelime bir takım kaidelerle belirli bir düzen içinde yan yana getirilir. Böylece belirli bir düzenle kurulduğu için kelime gurubunun yapısında bir bütünlük bulunur. Kelime gurubundaki bütünlük bilhassa mânâ bakımından göze çarpar. Kelime gurubu tek bir nesneyi veya hareketi birlikte karşılayan kelimeler topluluğu demektir. Kelime gurubunun kullanışında da bu bütünlük kendisini gösterir. Kelime gurubu kelimelerle ve diğer kelime gurupları ile bir bütün hâlinde münasebete geçtiği gibi, cümlelere de bir bütün hâlinde iştirak eder. Bu arada tek bir kelime gibi çekime tâbi tutulur, sona gelen işletme eki bütün gurubu şumulü içine alır.

Kelime gurupları nesneleri ve hareketleri daha geniş olarak veya geniş nesneleri ve hareketleri belirtmek için kullanıldıklarına göre bunlar birer belirtme gurupları'dır. Tek bir nesneyi veya hareketi belirtmek için bu guruplar içinde yan yana gelen, birbirine bağlanan kelimeler, bir iş birliği yapar, birbirlerine yardım eder, birbirlerini tamamlarlar. Bir belirtme, bir yardım, bir tamamlama esası üzerine kurulan kelime guruplarında umumiyetle belirten-belirtilen, tamamlayan-tamamlanan, tâbi olan-tâbi olunan, asıl yardımcı olmak üzere iki unsur bulunur.

Kelime sırasını tayin eden temel kanun

649. Kelime gurupları içinde yan yana gelen kelimelerin sırasını tayin eden temel kaide şudur : Türkçede yardımcı unsur asıl unsurdan önce gelir: Türk sentaksının bütün yapısı bu ana kanun üzerine kurulmuştur. Bütün kelime gurupları ve cümlede belirtilen, tamamlanan, tâbi olunan, asıl unsur sonda; belirten, tamamlayan, tâbi olan, yardımcı unsur başta bulunur. Türkçede yalnız ki'li birleşik cümle çok tabiî olarak bu kaidenin dışında kalır. Çünkü ki'li birleşik cümle yabancı asıllıdır ve Türkçe için dâimâ yabancı kalmıştır. Türkçeye girmekle beraber Türk sentaksına dahil sayılamaz. Onun için bu birleşik cümle Türk sentaksının ana kanununun istisnası değildir. Türkçenin bu kanuna dayanan kelime sırası ancak, o da kelime guruplarının bir kısmı ile cümlelerde olmak üzere; nazımda ve geçici olarak değişebilir. Vezin, kafiye ve ahenk zaruretleri ile nazımda şekil bakımından geçici olarak yerlerini değiştiren unsurlar kelime gurupları ve cümlelerdeki asıl çekim şekillerini ve asıl sıra içindeki mânâ ve fonksiyonlarını yine muhafaza ederler. Hangi sırada olurlarsa olsunlar şiir okunurken yine asıl normal sıras içinde anlaşılır, idrak edilirler. Çünkü Türkçe düşünme sisteıninde kelime sırasının temeli bahsettiğimiz kaidedir. Dil düşüncenin aynasıdır. Türkçe de Türkçe düşünüşün aynasıdır. Onun için kelime sırası geçici olarak ne şekle girerse girsin, asıl normal sırası ile idrak edilir. Düşünme sırası ile kelime sırası birbirinden ayrılamaz.

Kelime sırası ve zaman sırası

650. Türkçede kelime guruplarındaki bu sıra aynı zamanda bir zaman sırasıdır da. Gerçekten Türkçede kelimelerin sırası onların karşıladıkları nesnelerin ve hareketlerin zaman içindeki var oluş sıralarına uygundur. Bazı kelime guruplarında bu pek belirli olmamakla beraber kelime guruplarının büyük bir kısmında ve cümlelerde bunu açıkça görmek mümkündür. Meselâ bir hareketin yardımcı hareketleri nasıl daha önce vuku bulursa o yardımcı hareketleri karşılayan kelimeler de asıl hareketi karşılayan kelimeden aynı şekilde daha önce gelirler. Bu bakımdan, Türkçe düşüncede zaman sırası esastır diye bir netice çıkarabilir ve kelime guruplarında kelime sırasının zaman sırasına dayandığını ikinci bir kaide olarak, birinci kanuna paralel bir kanun olarak kabul edebiliriz.

Kelime sırası ve ekler sistemi

651. Türkçenin ekler sistemi de tamamen bu kelime sırasına uygun, bu kelime sırasını destekler bir bünyeye sahiptir. Bu bilhassa isimlerle fiillerin münasebetinde açıkça görülür. Türkçede münasebet ekleri isim işletme ekleri olan iyelik, hâl ve soru ekleridir. Bunlardan iyelik eklerinin şumulü de, istikameti de geriye doğrudur. Hâl eklerinin ise şumulü geriye, istikameti ileriye doğrudur; kendisinden önceki unsuru şumulleri içine alır, kendilerinden sonraki unsura bağlarlar, yönelirler. Böylece hal ekleri bağlanan iki unsurun ortasında kalırlar. Bu ekler bazan ismi isme, fakat çok defa ismi fiile bağladıklarına göre, demek ki isim-fiil münasebetinde daima isim önce, fiil sonra gelir. Soru eki de hal ekleri gibidir: Demek ki kelime guruplarının büyük bir kısmında kelime sırası Türkçenin ekler sistemiyle de sıkı sıkıya bağlıdır.

Kelime gurubunun eki

652. İşte yukarıdan beri belirttiğimiz bu esaslara dayanan bir sıra dahilinde kelimeler bazan ekli, bazan eksiz birbirine bağlanmak suretiyle kelime guruplarını meydana getirirler. Kelime guruplarının dış münasebeti için getirilecek ek ise garubun sonuna, yani yalnız asıl unsurun sonuna eklenir. O tek ek bütün gurubu şumulü içine alır.

Kelime guruplarının kullanılışı

653. Kelime gurupları, kelime gurupları ve cümle içinde, daima tek bir kelime gibi vazife görür, kelime guruplarının ve cümlenin çeşitli unsurları veya onların bir parçası olarak kullanılırlar.

Türkçedeki başlıca kelime gurupları şunlardır:

TEKRÂRLAR

654. Tekrarlar aynı cinsten iki kelimenin arka arkaya getirilmesi ile meydana gelen kelime guruplarıdır. Tekrarı meydana getiren iki kelimenin tekrara iştiraki tamamiyle birbirine eşittir. Fonksiyonları da, şekilleri de, vurguları da birbirinden farksızdır. Eksiz yan yana gelirler ve her iki kelime de kendi vurgusunu taşır. Bu kelime gurubunun yapısının temelini kelimelerin arka arkaya tekrarlanması teşkil eder. Bu vasıfları ile tekrarlar en basit, en sade kelime guruplarıdır diyebiliriz.

Türkçede hemen hemen her çeşit kelimeden tekrar yapılabilir. Fakat tekrara en elverişli kelime çeşitleri isimler, sıfatlar, zarflar ve gerundiumlardır. Zamirler tekrara elverişli değildirler. Edatlardan da yalnız bazı ünlem edatlarının tekrarları yapılabilir. Fiillerde bunlara göre daha geniş bir tekrar yapma kabiliyeti vardır. Fakat fiil tekrarlarında tekrardan çok bir arka arkaya gelme durumu vardır denebilir.

Tekrarların başlıca şu üç fonksiyonu vardır : 1. kuvvetlendirrne, 2. çokluk, 3. devamlılık. Bir tekrar o tekrarı meydana getiren kelimenin ya mânâsını kuvvetlendirmek için, ya bir çeşit çokluğunu ifade için, veya devamlılığını belirtmek için yapılır. Meselâ kara kara ( gözler ) 'de karalığın kuvvetli olduğu; kapı kapı ( dolaştım )'da bir çok kapıların dolaşıldığı, gide gide ve koşa koşa'da ise hareketin devamlılığı ifade edilmektedir. Bunlardan başka tekrarın bir de ortalama ve beraberlik fonksiyonu vardır. iyi kötü, düşe kalka gibi tekrarlarda bu fonksiyonu göze çarpar.

Türkçede aynen tekrarlar, eş mânâlı tekrarlar, zıt mânâlı tekrarlar, ilâveli tekrarlar olmak üzere dört çeşit tekrar vardır.

Aynen tekrarlar

655. Bunlar bir kelimenin arka arkaya iki defa tekrarlanması ile yapılan tekrarlardır. Asıl tekrarlar da diyebileceğimiz bu kelime gurubu bir çok kelime çeşidinden yapılan ve bol bol kullanılan bir guruptur. ince ince, ışıl ışıl, yavaş yavaş, dağ dağ, göz göz, dilim dilim, adım adım, çok çok gibi isim, sıfat ve zarf cinsinden isimlerle yapılan tekrarlar; şırıl şırıl, gürül gürül, mışıl mışıl, kıtır kıtır, zangır zangır gibi tabiat taklidi kelimelerden yapılan tekrarlar; bir bir, üç üç, beşer beşer, onar onar, azar azar gibi asıl ve üleştirme sayı sıfatlarından yapılan tekrarlar; diye diye, koşa koşa, otura otura, gide gide ve durup durup, koyup koyup, kaldırıp kaldırıp gibi gerundium tekrarları; şu şu gibi zamir tekrarı; evet evet, hayır hayır, hay hay, ay ay, vah vah gibi ünlem edatı tekrarları; alsa olsa, aradım aradım, yesin yesin, gidiyor gidiyor gibi fiil tekrarlan bunlardandır.

Bunların içinde tabiat taklidi kelimelerin, azar üleştirme şeklinin ve vokal gerundiumlarının tekrar dışında tek olarak kullanılmadıklarına dikkat edilmelidir. Azeri sahasmda gide git şekli de bulunan git gide zarfının gide gide tekrarının yıpranmışı olması gerektiğine de burada işaret etmeliyiz.

Eş mânâlı tekrarlar

656. Bunlar aynı mânâya gelen veya çok yakın mânâlı iki ayrı kelimenin meydana getirdiği tekrarlardır: eğri büğrü, açık saçık, toz toprak, deli dolu, ipsiz sapsız, saçma sapan, yana yakıla, ite kaka, ezik büzük, çoluk çocuk, çarpuk çurpuk, falan filan gibi. falan kelimesi ile yapılan tekrarları da buraya sokabiliriz: su falan gibi.

Zıt mânâlı tekrarlar

657. Bunlar birbirinin zıddı olan iki kelimenin meydana getirdiği tekrarlardır: iyi kötü, büyük küçük, aşağı yukarı, alt üst, ters yüz, içli dışlı, irili ufaklı, düşe kalka, bata çıka gibi.

İlâveli tekrarlar

658. Bunlar kelime başına ilâve bir unsur getirmek suretiyle yapılan tekrarlardır. İkiye ayrılırlar : 1. kelime başına bir ses ilâvesiyle yapılanlar, 2. kelime başına bir veya iki hece ilâvesiyle yapılanlar.

1. Başa bir ses ilâve edilenlerde vokalle başlayan kelimelerin doğrudan doğruya başına, konsonantla başlayanların o konsonantı kaldırılarak yerine bir m sesi getirilir. Böylece elde edilen kelime tekrarın ikinci unsuru olarak kullanılır : adam madam, su mu, iş miş, koştu moştu, deniz meniz misallerinde olduğu gibi. m ile başlayanlar hariç, her kelime ile bu çeşit tekrar yapılabilir. m ile başlayan kelimelerde ikinci unsur olarak falan kelimesine baş vurulur: masa falan gibi. Bazan bu tekrar m ile başlayan kelimenin ilk vokalini değiştirmek suretiyle de yapılır: şart şurt, mal mul gibi. falan, m ile başlayan kelimenin yerini tutmak üzere bütün kelimelerle tekrar yapabilir. Ağızlarda bunun için şey ve ne kelimeleri de kullanılır. Eskiden nesne kelimesi de kullanılırdı: su mu, su falan, su şey, su ne, su nesne misallerinde olduğu gibi.

2. Başa heceler ilâve edilenlerde umumiyetle bir kısım sıfatların ilk heceleri. alınır; bu hecelerin sonuna vokalle bitiyorlarsa doğrudan doğruya, konsonantla bitiyorlarsa o konsonantları atılarak m, p, r, s seslerinden biri getirilir; meydana gelen, ilk heceden doğma bu unsur ayrı bir kelime gibi asıl kelimenin önüne getirilir; böylece hece tekrarına dayanan, bir bakıma tekrar diyebileceğimiz bir gurup ortaya çıkar: düm düz, yem yeşil, ap açık, sap sarı, çar çabuk, çır çıplak, büs bütün, kas katı misallerinde olduğu gibi. Bazan p'den sonra bir a, e; r'den sonra bir ıl, il getirildiği de görülür : sapa sağlam, güpe gündüz, düpe düz, çırıl çrplak misallerinde olduğu gibi.

Bu gruba tekrarlama yolu ile yapıldığı, aşağı yukarı mânâ ve fonksiyon bakımından da tekrara benzediği için tekrar diyoruz. Fakat vurgu bakımından, birincisi ikincisinin mânâsına kuvvet veren iki unsurun asıl ve yardımcı unsur durumları bakımından bunların tekrar olmadıklarını, sıfat tamlamasına benzediklerini de hemen belirtmeliyiz. Gerçekten bu guruplarda türetilen birinci unsur kuvvetli vurgulu olup grubun vurgusunu üzerinde taşır. Tek başına mânâlı olmamakla beraber ek olmayan, kuvvetli durumu ve fonksiyonu dolayısiyle bir çeşit kelime olan, tekrarlardaki uydurma kelimelerden sayılabilecek bu unsuru daimâ ayrı yazmak lâzımdır.

Tekrarların yazılması

659. Yazıda tekrarın iki kelimesinin arasına virgül koymamak gerektiğini de hatırlatalım.

BAĞLAMA GURUBU

660. Bağlama gurubu sıralama bağlama edatları ile yapılan kelime gurubudur. Bugün sıralama edatları ve, ile ve bir de ara ( .. 'den .. 'e kadar ) ifade eden Arapça ilâ'dır. Eskiden bunların değişik şekilleri ile başka sıralama edatları da bulunduğunu yukarıda söylemiştik. İşte bu edatlarla birbirine bağlanan iki unsur hep beraber bağlama gurubu teşkil ederler. Edat iki unsurun arasına girer. Unsurlardan her biri bir kelime veya bir kelime gurubu olur. Unsurlar şeklen ve eşit olarak birbirine bağlanırlar. Her unsur kendi vurgusunu taşır ve vurguları aynıdır. Sıralanan unsurlar ikiden fazla ise bağlama edatı son iki unsurun arasına girer. Bu edat da ancak ve olabilir. Diğerleri yalnız sıralanan iki unsur arasında bulunabilirler. Bunlardan da ilki kadarlık ifade ettiği için yalnız sayılar arasına girer. ile ile ilâ umumiyetle isim unsurlarını bağlarlar: ve ise her çeşit kelime ve kelime guruplarını, bu arada çekimli fiilleri ve cümleleri de birbirine bağlar. Leylâ ile Mecnun, Alinin babası ile Ahmet Bey, yetmiş ilâ seksen, bin iki yüz ilâ bin üç yüz, sen ve ben; su, hava, ateş ve toprak, geldi ve gitti, ancak ve ancak gibi guruplar bağlama guruplarıdır. Bağlama gurubu en zayıf, birliği ve yapısı en iğreti olan kelime gurubudur diyebiliriz. Denkleştirme edatları ile yapılan birlikler de tabiî, bağlama gruplarıdır : sen veya ben gibi. Karşılaştırma edatları ile yapılanlar da bağlama guruba sayılabilirler: hem sen hem ben gibi.

SIFAT TAMLAMASI

661. Sıfat tamlaması bir sıfat unsuru ile bir isim unsurunun meydana getirdikleri kelime gurubudur. Sıfat unsuru isim unsurunu vasıflandırmak veya belirtmek için getirilir. Sıfat tamlayan, yardımcı, isim tamlanan, asıl unsurdur. Sıfat tamlaması eksiz bir birleşmedir. Her iki unsur da ek almadan doğrudan doğruya yan yana getirilirler. Sıfat bu birleşmede daima teklik halde bulunur, sıfatların çoklukları yapılmaz. Sıfat tamlamasında sıfat ismin başına gelir; yani sıfat önce, isim sonra getirilir. Tamlamanın sıfat unsuru bir sıfat veya sıfat olarak kullanılan bir kelime gurubu, isim unsuru ise bir isim veya isim vazifesi gören bir kelime gurubu olur. En basit sıfat tamlaması bir sıfat ile bir isimden kurulan iki kelimelik tamlamadır. Sıfat veya isim unsurunun veya her iki unsurun kelime gurubu olması hâlinde sıfat tamlaması kelime guruplarının hacmi nispetinde genişler. Geniş bir kelime gurubu tamlamanın sıfat unsuru, yine geniş bir kelime gurubu da tamlamanın isim unsuru olabilir. Sıfat tamlamasında gurubun vurgusu vardır. Bu vurgu sıfat üzerinde bulunur. Sıfatın vurgusu kuvvetlenerek tamlamanın vurgusu haline gelir. Şu misaller birer sıfat tamlamasıdır: güzel yazı, üç kişi, canım İstanbul, güzelim bahar rüzgârı, büyük bir iş, pek işlek bir cadde, bahçede oynayan komşu çocuğu, bugün Karadenizden gelecek olan vapur, arkadaşları ile gezmeğe giderken bindiği tramvaydan düşüp kolu kırılan orta okul öğrencisi, demir kapı, dolma kalem, altın saat, evin önündeki ağaç.

Sıfat tamlaması bir isim gurubu olup kelime guruplarında ve cümlede bir isim muamelesi görür.

İYELİK GURUBU VE İSİM TAMLAMASI

662. Bu gurup iki isim unsurunun meydana getirdiği kelime gurubudur.. Bir ismin mânâsının iyelik sistemi içinde başka bir isimle tamamlanması esasına dayanır. Bir nesnenin başka bir nesnenin parçası olduğunu, bir nesnenin başka bir nesneye ait bulunduğunu veya bir nesnenin başka bir nesne ile tamamlandığını ifade etmek için bu kelime gurubuna baş vurulur. Gurubu meydana getiren iki isim unsurundan biri tamlayan, biri tamlanan unsurdur. Tamlayan önce, tamlanan sonra gelir. İki unsur iyelik sistemiyle birbirine bağlanır ve gurubun temelini iyelik ifadesi teşkil eder. Bu gurup ekli bir birleşmedir. Tamlanan unsur dâima iyelik eki taşır. Tamlayan unsur ise dâima genitif hâlinde bulunur, fakat bu genitif bazan ekli, bazan eksiz olur. Demek ki iyelik gurubu iyelik ekli bir isim unsuru ile genitif hâlinde bir isim unsurunun meydana getirdiği kelime gurubudur.

İyelik gurubunun, iyelik eklerine bağlı olarak altı şekli vardır. Bu altı şeklin dördünde, teklik ve çokluk birinci ve ikinci şahıslarda tamlayan unsur dâima şahıs zamiri olur. Onun için bu dört şekil, tamlayan unsur bakımından değişmez ve daima birinci ve ikinci şahısların iyeliğini ifade eder. Teklik ve çokluk üçüncü şahıs iyelik eklerinin yaptığı iyelik gurubunun tamlayan unsuru ise şahıs zamiri olabileceği gibi başka bir isim veya isim gurubu da olabilir. Yani üçüncü şahıslarda yalnız üçüncü şahsın değil, her nesnenin iyeliği ifade edilebilir. İyelik gurubunun bu altı şekli şudur ( meselâ kalem kelimesini alalım) :

benim kalemim senin kalemin onun kalemi bizim kalemimiz sizin kaleminiz onların kalemleri

İşte bu altı şeklin birinci ve ikinci şahıslarında yalnız tamlanan unsur değişik olabilir; yani kalem yerine bir isim geçebilir. Tamlayan unsur ise, birinci ve ikinci şahıslar daima tek olduğu için, hep aynı kalır; yani hep şahıs zamiri olur. Fakat üçüncü şahıslarda tamlanan unsur gibi tamlayan unsur da sonsuz değişebilir. Çünkü üçüncü şahıs tek olmayıp birinci ve ikinci şahıslar dışındaki her şahıs ve her şeydir. Bütün nesneler üçüncü şahsın şumulü içine girer. Zaten üçüncü şahıs zamiri olan o da aslında işaret zamiri olup işaret suretiyle bütün nesneleri temsil eder. O bütün nesnelerin yerine, bütün nesneler onun yerine geçebilir. Onun içindir ki iyelik gurubunun üçüncü şahıslarında tamlayan unsur şahıs zamiri olabileceği gibi her hangi bir isim de olabilir: çocuğun kalemi, ağacın gölgesi, ağaç gölgesi misallerinde olduğu gibi.

İşte iyelik gurubunun her iki unsuru isim olan bu şekline isim tamlaması adı verilmektedir. Demek ki isim tamlaması bir iyelik gurubundan,iyelik gurubunun üçüncü şahsından başka bir şey değildir ve isim tamlamasına da iyelik gurubu diyebileceğimiz gibi diğer iyelik guruplarına da isim tamlaması diyebiliriz.

Misallerde de görüldüğü gibi iyelik gurubunun tamlayan unsuru zamir olduğu zaman daima genitif eki almakta; isim olduğa zaman ise bazan genitif eki almakta, bazan almamaktadır.

İsim tamlamasının tamlayan unsurunun böyle ekli veya eksiz genitif hâlinde olması birbiri ile ilgili şu iki fark etrafında toplanır: 1. belirlilik belirsizlik, 2. geçicilik - daimîlik. Tamlayan unsur belirli ise, belirtilmek isteniyorsa, biliniyorsa, genitif ekini alır. Tamlayan unsurun böyle belirli olması, gurup içinde kuvvetle hissedilmesi, onun guruba iştirakinin daha zâyıf olması, tamlanan unsurun geçici olarak desteklemesi, ona geçici olarak ve o anda bağlanması, onun daima beraber kullanılır tamlayıcısı olmaması demektir. Yani ekli genitifte tamlayan belirlidir, fakat dolayısiyle, tamlanana bağlanması geçicidir. Eksiz tamlayan ise belirsizdir, umumîdir, fakat guruba iştiraki, tamlanana bağlılığı daha kuvvetlidir. Tamlananın daimî destekleyicisi, ayrılmaz yardımcısı, adeta onun mânâsını tamamlayan sıfatı durumundadır. Sanki ikisi bir nesnenin adı olmak için birleşik isim meydana getirmişlerdir. Gerçekten eksiz isim tamlamaları hep birleşik isim durumundadırlar. pencerenin camı - pencere camı, kuşun kafesi - kuş kafesi, suyun yolu - su yolu, masanın ayağı - masâ ayağı, taşın parçası - taş parçası, koyunun eti - koyun eti misallerinde bu farklar görülmektedir. Yine bu fark dolayısiyledir ki çok belirli olan ve daimî bir birlik kurmağa elverişli bulunmayan şahıs isimlerinin, iyelikli kelimelerin ve zamirlerin bugün eksiz isim tamlamaları yapılamamaktadır. Ahmedin atı, komşumuzun kızı, onun suçu'na karşılık Ahmet atı, komşumuz kızı, o suçu denmemesi gibi. Böyle isimler ancak belirlilikten çıkıp gurubun daimî isim unsuru hâline gelebildikleri takdirde eksiz tamlayan olabilirler : Ahmed kızı, Kemal oğlu misallerinde olduğu gibi. Eskiden ve ağızlarda bugün şahıs isimleri ile iyelikli şekillerden de eksiz tamlama yapıldığı görülür : Beyrek atı, anası yanı, dayım oğlu, amcam kızı misallerinde olduğu gibi.

Tamlayanı ekli olan isim tamlamasına belirli isim tamlaması, tamlayanı eksiz olan isim tamlamasına da belirsiz isim tamlaması denir.

Belirsiz tamlamanın birleşik isim hükmünde olması dolayısiyle bir çok yer, makam, müessese, memuriyet, kitap, eşya vs. nesne isimleri bu tamlama şeklindedir: İstanbul şehri, ordu kumandanı, çalşma bakanı, Edebiyat Fakültesi, Nedim divanı, Saraçoğlu, ipek böceği, kahverengi, çamaşır makinesi gibi. Böyle isimler ekli tamlayanla yapılamamaktadır. Demek ki ekli tamlayan isim tamlamasını bir isim hâline gelmekten alıkoymaktadır. Bunun sebebi de, tabiî onun belirli hüviyetidir.

İyelik ekleri eklendikleri kelime dışında bir şahıs ifade ettikleri için iyelik gurubunun yalnız tamlanan unsuru da gurubun yerini tutabilir: babam ~ benim babamı, meyvesi «onun meyvesi~ gibi. İyelik eklerinin bu ifade kabiliyeti dolayısiyle tamlayan unsur aynı zamanda bir kuvvetlendirme unsuru durumundadır. Zaten genitif de ilgi hali olarak bir iyelik ifade eder. Her iki unsurun bu iyelik ifadesi ve birbirlerine bağlanmaları o kadar kuvvetlidir ki araya bazan olduğu gibi başka bir unsur, meselâ bir ünlem unsuru girse bile gurup bozulmaz: benim, arkadaşlar, kanaatim (şudur ki ) misalinde olduğu gibi.

Genitifin iyelik ifadesi dolayısiyle benim ev, sizin hanım gibi iyelik eki bulunmayan iyelik ifadeli guruplar da yapılmaktadır. Biz bunu, aşağıda göreceğimiz gibi, genitif gurubu adı altında ayrı bir gurup sayıyoruz.

-dık, -dik ve -acak, -ecek partisipli iyelik guruplarında da tamlayan unsur bazan ekli, bazan eksiz olur : benim yaptığım, evin yıkılacağı, kuş öttüğü, o geldiği, sen gittiğin misallerinde olduğu gibi. Bunlarda zamirlerin de eksiz olabileceği görülmektedir. Bu, partisiplerin hareket hâli ifade etmelerindendir ve tamlayan unsur burada fâil durumuna geçmektedir denilebilir.

İyelik gurubunun her bir unsuru tek kelime olabileceği gibi, tabiî, isim vazifesi gören bir kelime gurubu da olabilir. Böylece en küçüğü iki kelimelik olmak üzere her genişlikte iyelik gurupları ortaya çıkar: Yukarıdakilere ilâve edeceğimiz sabahtan akşama kadar yağan karın kalınlığı, çalışmaların insanı en çok yoranı, yazın bunaltıcı sıcaklarından sonra gelen sonbahar havasının insan ruhuna huzur veren tatlı ve ılık serinliği misallerinde olduğu gibi. Böyle geniş iyelik guruplarında iki iyelik gurubu üst üste gelince, iki iyelik arka arkaya gelemiyeceği için, küçük gurubun iyelik ekinin yerini büyük gurubun iyelik eki alır: benim posta kutum, senin para çantan, salonun masa örtüsü misallerinde olduğu gibi.

İyelik gurubu, isim tamlaması bir isim gurubu olup kelime guruplarında ve cümlelerde isim vazifesi ve muamelesi görür.

Belirli isim tamlamasında aşağı yukarı her iki unsur da kendi vurgusunu taşır. Belirsiz tamlamada ise tamlayan unsurun vurgusu kvvetlenerek gurubun vurgusu olur.

Son olarak, isim tamlaması üzerinde yapılan, feci bir yanlışlığa işaret edelim. Bu yanlışlık belirsiz isim tamlamasında iyelik ekinin atılması hadisesidir: Mardinkapı, Edirnekapı, Topkapı, Mektep sokak, Ömer han, Ahmet palas, Orhan Tepe, Bulvar saray misallerinde olduğu gibi. Öteden beri bazı yer isimlerinde görülen, son zamanlarda çok artarak semt, mülk, sokak vs. isimlerinde şuursuzca kullanılan bu yanlış şekiller her yerde ve her zaman hemen hemen tamamiyle azlıklardan gelen yabancı tesirlerden doğmuştur. Bunların bazılarında, bilhassa semt isimlerinde kısaltma duygusundan veya baştaki ismi sıfata benzetmekten ileri gelen bir kısalma, bir yıpranma da yok değildir. Fakat bugün salgın hâlinde olan ve birinci kelimesi hiç bir sıfatlık vasfı taşımayan bu terkipler tam bir yabancı istilâsı, o istilâyı şuursuzca bir kabuldür. Bunların Türkçenin yapısı ile hiç bir ilgileri yoktur ve Türkçede böyle bir gelişme olduğunu zannetmek tamamiyle saçmadır. Hele unsurların yerini değiştirmek suretiyle böyle terkipler yapmak bilerek veya bilmeyerek Türkçeye ihanet etmek, millî şuurdan nasibi olmamak demektir: Villâ Faikoğlu, Kulüp Hasan gibi. Bütün bu çiğ, sakat ve yabancı ağızlı terkipler bugün bilhassa müessese, apartman, köşk, sokak isimlerinde o kadar çok, şuursuz ve gelişigüzel kullanılmaktadır ki Türkçeyi inciten bu durumun önüne geçmek için artık bir millî kültürü koruma kanunu çıkarmaktan başka çare kalmamıştır.

ÂİTLİK GURUBU

663. Bu gurup âitlik ekine dayanan bir kelime gurubudur. -ki âitlik eki ile ondan önceki bir kelime gurubunun yalın hâli, genitif veya lokatif hâli ile kurulur: tarihten önceki, yaşlı adamınki, Ankara ile İstanbul arasında sefer yapan otobüslerdeki misallerinde olduğu gibi. Son kelimesinin yalın, genitif veya lokatif hâli -ki 'yi kabul eden her kelime gurubundan âitlik gurubu yapılabilir ve bu gurup yapıldığı kelime gurubuna göre her genişlikte olabilir. Kelime gurubu olarak tek başına zamir olan âitlik gurubu diğer kelime guruplarında veya cümlede zamir veya sıfat vazifesi görür.

BİRLEŞİK İSİM

Birleşik isim bir nesnenin ismi olmak üzere yan yana gelen birden fazla ismin meydana getirdiği kelime gurubudur. Bir nesnenin çok defa tek tek de adı olan isimler aynı nesneyi karşılamak, aynı nesneye beraber ad olmak için doğrudan doğruya, eksiz olarak yan yana gelir ve birleşik isim yaparlar. Birleşik isimler Türkçede hep has isimdirler. Bazı yer adlan ile ikili üçlü şahıs adları Türkçenin birleşik isimlerini teşkil ederler : Afyon Karahisar, Mehmet Kaplan, Ahmet Hamdi Tanpınar, Halide Edip Adıvar; Orhaın Veli, Faruk Nafiz Çamlıbel, Taşdemir, Timurtaş, Demirtaş, Ahmet Caferoğlu gibi. Misallerde de görüldüğü gibi cins isimlerden yapılan birleşik isimler birleşik kelime durumuna geçmektedirler. Zaten cins isimlerden birleşik isim yapmak Türkçede hemen hemen yok gibidir. Olanlar da has isim haline gelmiş cins isimlerden yapılanlardır. Birleşik isim aynı zamanda Türkçede yalnız has isimlerden yapılan kelime gurubudur diyebiliriz.

Birleşik isim vurgusu olan bir guruptur. Bu vurgu daima son isimde bulunur. İkili isimlerde ikinci isimlerin, üçlülerde üçlü isimlerin vurgusu kuvvetlenerek gurubun vurgusu olur.

Birleşik isim bahsinde birleşik kelime ile birleşik ismi birbirine karıştırmamak lâzımdır. Birleşik kelime her hangi bir kelime gurubunun kelimelerinin tek bir kelime halinde birleşmesiyle ortaya çıkan unsurdur: Bu unsurun yapısını aslı olan kelime gurubu teşkil eder. Birleşik kelime birleşmiş bir birleşik isim olabileceği gibi, birleşmiş bir isim tamlaması, sıfat tamlaması,ünvan gurubu vs: gibi kelime gurupları da olabilir : hanımeli, ballı baba, sivrisinek, ayakkabı, yüzbaşı, açıkgöz, kahverengi, cumartesi (cumaertesi), Pazartesi (pazarertesi ); cingöz; karagöz, bugün, pisboğaz, boşboğaz, kırkayak, karafatma, Haydarpaşa, Büyükada, Çukurova, Karadeniz, Ulukışla, Kızılırmak gibi. Bilhassa belirsiz isim tamlaması ile sıfat tamlaması nesne adı olarak kullanılmağa çok elverişli kelime guruplarıdır. Cins isimlerden birleşik isim yapmağa elverişli bulunmayan gurubu birleşik isim hükmünde guruplar teşkil ederek bir çok nesnelerin adı olan guruplar meydana getirirler. Bunlardan gurubun asıl mânâsından uzaklaşarak yeni bir mânâ ile bir isim hâline gelenler veya gurubun asıl mânâsından uzaklaşmayıp bir nesnenin adı olarak husûsileşenler birleşik kelime hâline gelirler. Bunların bir kısmının gurup vurgusu, da kaybolur ve tek kelime vurgusuna tâbi tutuldukları görülür. Bir kısmının ise, birleşik kelime iken de gurup vurgusu devam eder. Birleşik kelimeyi bitişik olarak tek kelime hâlinde yazmak lâzımdır. Bunların ayrı yazılmış şekilleri çıktıkları asıl gurup olur. Zaten hepsinin asıl gurupları, umumî gurup mânâsiyle ayrıca vardır.

İşte, çok defa yapıldığı gibi, birleşik isimle çeşitli kelime guruplarından yapılan bu birleşik kelimeleri birbirine karıştırmamak lâzımdır. Her gurubun ve bunlara dayanan her birleşik kelime tipinin kendisine göre ayrı bir sentaks yapısı olduğu unutulmamalıdır.

BİRLEŞİK FİİL

665. Birleşik fiil bir yardımcı fiille bir ismin veya bir fiil şeklinin meydana getirdiği kelime gurubudur. İsim veya fiil unsuru önce, yardımcı fiil sonra getirilir. Yardımcı fiilin başına getirilen unsurun isim veya fiil olmasına göre birleşik fiiller ikiye ayrılır. Bu iki çeşit birleşik fiilin yardımcı fiilleri de ayrı ayrıdır.

İsimle birleşik fiil yapan yardımcı fiiller

666. İsimle birleşik fiil yapan yardımcı fiiller et-, ol-, eyle- , bulun-, yap- fiilleridir. Bunlardan et-, eyle-, yap- isimlerden geçişli birleşik fiil, o- , bulun- ise geçişsiz birleşik fiil yaparlar. Asıl ve çok kullanılan yardımcı fiiller et- ve ol-'tır. Diğerleri daha az kullanılan ve arka arkaya gelen birleşik fiilli ibarelerde tekerrürden kaçmak için bunların yerini tutan yardımcı fiilerdir. Bazan da et- ve ol- fiilleri ile birleşmeyen isimlerden birleşik fiil yaparlar. ol-, bulun- ve et-, eyle-, yap- birbirlerinin yerini tutan ve mânâları, fonksiyonları aynı olan yardımcı fiillerdir. Zaten yardımcı fiil olarak birleşik fiilde hususî mânâları fazla rol oynamaz. Birleşik fiilde esas itibariyle yardımcı fiil fonksiyonları rol oynar ki bu da birincilerde geçişsiz, ikincilerde geçişli fiil yapmaktadır. Asıl mânâyı isim unsuru taşır. Yardımcı fiil bir birleştirme ve çekim unsuru olarak vazife görür.

Bu birleşik fiiilde isim unsuru ya bir isim veya bir partisip olur. İsim de ya Türkçe veya yabancı asıllı olur. Türkçede bu şekilde yabancı, bilhassa Arapça, Farsça isimlerle yapılmış pek çok birleşik fiil vardır. Partisiple yapılan isimlerde ise yalnız ol- ve bulun-, yani geçişsizlik yardımcı fiilleri kullanılır. Bu birleşik fiillerde geçişlilik, geçişsizlik normal olarak partisip fiilinin geçişli veya geçişsiz olması ile sağlanır.bulun- da yalnız geçmiş zaman partisipine getirilir. Birleşik fiilin iki unsuru esas itibariyle ayrı yazılır veya yazılmalıdır. Yani, tek başına kullanılmayan veya tek başına olunca başka şekilde yazılan yabancı isimler yardımcı fiile bitişik yazılırlar. Şu misaller isimle yapılmış birleşik fiillerdir:

yok et-, alay et-, kabul et-, reddet-, mahvet-, telefon et-, rica et-, göz et-, oyun et-, halt eyle-, sabreyle-, var eyle-, hasta eyle-, alt eyle-, yok ol-, mahvol-, hasta ol-, pişman ol-, dost ol-,. bir ol-, kör ol ; müteessir bulun-, banyo yap-, gürültü yap-; spor yap-, almış ol-, alır ol-, alacak ol-, gitmiş ol-, bulunmuş ol-, görülmüş ol-, gezer ol-, ;ölecek ol-, yapmış bulun-, olmuş bulun-, gitmiş bulun-.

Fille birleşik fiil yapan yardımcı fiiller

Fiille birleşik fiil yapan yardımcı fiiller ise bil-, ver-, gel-, gör-; dur-, kal, yaz-; koy (ko-) fiilleridir. Bunların başına fiiillerin vokal, nadir olarak da -ıp, -ip getirilerek birleşik fiil yapılır. Asıl mânâ gerundium fiilinin mânâsıdır. Yardımcı fiiller mânâları ile değil, sadece yardımcı fiil fonksiyonu ile çekim unsuru olarak vazife görürler: Bunlardan:

bil-'in fonksiyonu iktidar

ver- 'inki kolaylık, çabukluk ve birdenbirelik

gel- , gör-, dur-, kal-, koy-'ınki deneme, devamlılık ve süre

yaz-'ınki yaklaşma ifade etmektir:

gele bil-, baklaya bil-, konuşa bil-; alı ver-, kaybolu ver-; yakalayı ver-, kullanıla gel-, süre gel-, ola gel-; düşmeyi gör-, yalvara gör-, isteyi gör-, istemeyi gör-, yapa dur-, gide dur-; oynaya dur-; baka kat-l-; kala kal-, şaşa kal-, gide koy-, otura ko-, ala koy-, alı koy-; durup dur-, gezip dur-, koşup dur- misallerinde olduğu gibi. Misallerde de görüldüğü gibi gerundiumlar fiile; göre düz, veya dar vokalli olmakta, âncak nadiren aynı yardımcı fiile iki çeşit gerundium getirilebilmektedir. Tabiî bu şekillerin eski devirlerde gerundiumların vokal-değişikliklerine bağlı olarak değişik vokalli şekilleri de görülebilir. Yine misallerde görüldüğü gibi -ıp, -ip'li gerundiumla yalnız dur- fiili birleşik fiil yapmaktadır.

388 Bugün vokal gerundiumları tek olarak zarf şeklinde kullanılmadıkları için göründükleri yerde birleşik fiilin var olduğu kolayca ~anlaşılır. Eskı devirlerde ise vokal gerundiumu birleşik fiil unsuru olduğu gibi -tek başına zarf da olduğu için o devirlerde birleşik fiille zarf müstakil fiili ayırmak biraz dikkat ister. Hatta bazı tanınmış gramerciler bu hatayı işlemişler ve eski devrin zarflı müstakil fiillerini de birleşik fiil olarak göstermişlerdir. Bu hususta kullanılacak şaşmaz ölçü gerundiumun arkasından gelen fiilin mânâsına bakmaktır. Eğer o fiil kendi mânâsı ile kullanılmışsa zarf almış müstakil fiilden ibarettir. Yok eğer o fiil mânâsı ile değil de çekim unsuru olarak vazife görüyorsa yardımcı fiildir ve orada birleşik fiil vardır. Birleşik fiilde gurubun mânâsının gerundiumun mânâsına dayandığını, yardımcı fiilin mânâ ile ilgili bir vazife görmediğinin esas olduğu hiç bir zaman unutulmamalıdır.

İktidarî fiili

668. Türkçede eskiden iktidarî Eski Türkçedeki u- muktedir olmak yardımcı fiili ile yapılırdı: bile u-, bile uma- misallerinde olduğu gibi: Sonradan u- fiili unutulmuş ve Batı Türkçesinde müsbet iktidarîde onun yerini bil- fiili almıştır. Menfî iktidarîde ise eski şeklin devamı kullanılıp gitmektedir. Yalnız, menfî uma- fiili ek hâline geçmiştir. Bu geçişte uma- 'nın u vokali kendisinden önceki gerundiumun vokali ile kaynaşmış ve önce Bataı Türkçesinin başlarında -uma-, üme-; -ıma-, -ime-;-ama-, -eme-( bilüme-, alıma-, çekeme- misallerinde olduğu gibi ) birlikleri ortaya çıkmıştır. Sonradan Osmanlıcada dar vokalli şekiller de yerini -ama-, -eme-'ye bırakmıştır. Böylece iktidarînin müsbeti bil- fiili ile yapılırken menfîsi menfi iktidarî eki durumuna geçen -ama-, -eme- ile yapılmaktadır: geleme-, düşüneme-, kaçama- misallerinde olduğu gibi. Azeri sahasında birleşme m konsonantını ikizleştirmiştir: gelemme-, yazamma- misallerinde olduğu gibi. Azeri sahasında menfî iktidarî aynı zamanda bil- fiilinin menfîsi ile de yapılmaktadır. gele bilme- gibi.

669. İsimle yapılsın, fiille yapılsın, diğer bütün birleşik fiillerin menfîsi yardımcı fiilin menfisi ile yapılır: kaybolma-, ola gelme- misallerinde olduğu gibi. Yalnız partisip birleşik fiilleri ile ver- ve gör- birleşik fiillerine menfî; birinci unsurlar da yapılabilmektedir, yardımcı fiille de : almış olma-, , almamış ol-; tutu verme-, tutmayı ver-; isteyi gör-, istemeyi gör- misallerinde olduğu gibi.

670. Birleşik fiilde yardımcı fiilden önce gelen unsur umumiyetle tek kelime olmakla beraber, bazan bir kelime gurubu da olabilir: ters yüz et-, kaybolu ver- misallerinde olduğu gibi.

671. Gerundiumlarla yapılan birleşik fiillerde, vokal gerundiumlarının tek başına kullanılmamalarından olacak, iki kelime umumiyetle bitişik yazılır: Fakat bu birleşik fiillerin de ayrı yazılması lâzımdır. Gurubun vurgusu da bunu gerektirir. Esasen uyum sistemlerine bağlı olan Türkçede kelimeleri olur olmaz yerde bitişik yazmaktan daima kaçınmak lâzımdır: Vurgu ve uyumlar düşünülerek kelime gurupları mümkün olduğu kadar ayrı yazılmalı, ancak kesin zâruret olan yerlerde bitiştirmeye gidilmelidir.

672. Birleşik fiil de hususî vurgusu olan bir guruptur. Bu gurupta vurgu daima birinci unsurda olup onun kuvvetlenen vurgusu gurubun vugusunu teşkil eder.

ÜNVAN GURUBU

673. Ünvan gurubu bir şahıs ismiyle bir ünvan veya akrabalık isminden meydana gelen kelime gurubudur. Şahıs ismi önce, ünvan veya akrabalık ismi sonra gelir. Her iki uıısur da hiç bir ek almaz. Doğrudan doğruya yan yana getirilirler: Ahmet Bey; Hasan Efendi, Mustafa Kemal Paşa, Nuri Çavuş, Ali Onbaşı, Tevfik Binbaşı, Nihat Üsteğmen, Kerim amca, Emin dayı, Osman baba, Süleyman dede, Buğra kardeş, Nigâr Hanım, Perihan teyze, Şükran yenge; Meryem ana, Selcen Hatun, Sevim abla, Ayşe nine, Fatma nine; Suzan hala, Oğuz Kağan, Babür Şah, Bayındır Han misallerinde olduğu gibi. Ünvan gurubunun vurgusu birinci unsurda, isim unsuru üzerinde bulunur. İsim unsuru tek kelime olabileceği gibi, tabiî, bir birleşik isim veya birleşik isim hükmünde bir kelime gurubu da olabilir. Ayşe kız, Zeynep kadın gibi terkipler de ünvan gurubudur. Bunlann ikinci kelimeleri de ünvan yerini tutar.

Türkçede bir de ünvan ve akrabalık isimlerinin başa getirilmesi vardır. Bu takdirde birleşik isim meydana gelir. Ünvan veya akrabalık ismi şahsın bir ismi durumuna geçer.

Başbakan Şükrü Saraçoğlu, Vali Fahrettin Kerim Gökay, General Kâzım Karabekir, Profesör Ahmet Caferoğlu, Binbaşı Seyfi, Asteğmen Ali, Dede Korkut; Hoca Nasreddin, Molla Kasım, Sultan Fatih, Kraliçee Elizabet, Katil İbrahim, Hırsız Hüseyin misallerinde olduğu gibi. Bunlarda vurgu da tam birleşik isim vurgusu olup ikinci unsur, asıl isim unsuru üzerinde bulunur. Vurgu birinci unsur üzerinde okluğu zaman ise karşımıza sıfat tamlaması çıkar: general Kâzım Karabekir, dede Korkut, dayı Bekir, amca Hüseyin, paşaa Kemal gibi. Gerek birleşik isim, gerek sıfat tamlaması şeklindeki bu guruplarda ünvan ve akrabalık isimleri birleşmekte, birincide bir has isim, ikincide hususî bir sıfat hâline gelmektedir. Birincilerde ünvan isimlerinin daha çok meslek ismi olması da hususî ünvan durumunda bulunmalarındandır. Onun için bu her iki çeşit terkip de birer ünvan gurubu olmayıp hususî bir birleşik isim ve sıfat tamlamasıdır. Ünvan gurubu ünvanı sonda olan terkiptir ve gerçek umumî ünvanlar ve akrabalık isimleri daima bu terkip içinde ve çerçevesinde kullanılırlar. bey ve hanım yerine uydurulan bay ve bayan umumî ünvanlarının tutunamamasının birinci sebebi ünvan diye ileri sürüldükleri halde birleşik isim terkibi yapacak şekilde başta kullanılmalarıdır. Bir çok dillerin aksi Türkçede ünvan ve akrabalık isimleri sona gelir.Bu unutulmamalıdır.

ÜNLEM GURUBU

674. Ünlem gurubu bir seslenme edatı ile bir isim unsurundan meydana gelen kelime gurubudur. Seslenme edatı önce, isim sonra gelir. Eksiz bir birleşme olur. Edat tek kelime hâlinde, isim unsuru ise, bir isim veya isim yerine geçen bir kelime gurubu hâlinde bulunur: a beyim, be birader,A be adam, bre kız, ey arkadaş, hey Allahın kulu, yâ Ali, ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker misallerinde olduğu gibi. Gurubun vurgusu, seslenme edatı üzerinde olup kuvvetlidir. Ünlem gurubu, tabiî, hitaplarda kullanılır.

SAYI GURUBU

675. Türkçede sayılar üç şekilde karşılanmaktadır: 1. tek kelime ile, 2. sıfat tamlaması ile, 3. sayı gurubu ile.

Tek kelime ile karşılanan sayılar bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, on, yirmi, otuz, kırk, elli, altmış, yetmiş, seksen, doksan, yüz, bin, milyon milyar vs. 'dir. Sıfat tamlaması ile karşılanan sayılar iki yüz, üç yüz, dört yüz, beş yüz, altı yüz, yedi yüz, sekiz yüz, dokuz yüz, iki bin, üç bin, dört bin.., bir milyon, iki milyon, üç milyon, dört milyon..., bir milyar, iki milyar, üç milyar, dört milyar... vs:'dir. Burada dikkati çekecek şey yüz ve bin'in aksine milyon ve milyar'ın tek başına kullanılamaması, tek milyon ve milyar için de bir milyon; bir milyar denilmesidir. Bazı Türk şivelerinde tek yüz ve bin için de bir yüz, bir bin kullanılmaktadır. Sayı gurubu ile karşılanan sayılar ise işte bu tek kelimelik sayıların on'dan sonrakilerinin ve sıfat tamlaması hâlindeki sayıların ara yerlerindeki sayılardır: on bir, yirmi iki, otuz dört, yetmiş beş, doksan dokuz, yüz on, yüz elli üç, üç yüz kırk, sekiz yüz altmış dokuz, bin beş yüz, bir milyon dört yüz bin alti yüz yirmi üç; üç milyar sekiz yüz milyon yedi yüz kırk bin iki yüz otuz üç gibi.

Misallerde de görüldüğü gibi sayı gurubu büyük sayı, küçük sayı olmak üzere iki unsurdan yapılır. Büyük sayı önce, küçük sayı sonra getirilir: Doğrudan doğruya yan yana getirilirler, her hangi bir ek almazlar. Büyük sayı da; küçük sayı da ya tek kelime, ya sıfat tamlaması, ya sayı gurubu olur: Sayı gurubunun bağlanma noktaları onlar, yüzler, binler; milyonlar; milyarlardır. Uzun bir sayı gurubu bunların birinden büyük sayı, küçük sayı diye ikiye ayrılabileceği gibi; her birinden bölünerek arka arkaya gelen büyük sayı küçük sayı zincirinin halkaları şeklinde de kabul edilebir. Yani sâyı gurubu arka arkaya gelen büyük sayı - küçük sayı şeklinde iki unsurdan kurulu sayılabileceği gibi, arka arkaya gelen bir çok büyük ve küçük sayı unsurlarından kurulu da sayılabilir. Demek ki sayı gurubu arka arkaya gelen iki veya daha fazla büyük sayı - küçük sayı unsurlarının meydana getirdiği kelime gurubudur.

Sayı gurubunda vurgu ikinci unsurda, yani küçük sayı üzerinde bulunur.Küçük sayının vurgusu gurubun vurgusu olur. Zincirleme sayı gurubunda da gurubun vurgusu en sondaki küçük sayı üzerinde bulunur. Bunlarda arka arkaya gelen küçük sayıların vurgusu gittikçe yükselir ve son küçük sayının vurgusu en yüksek vurgu hâline gelerek gurubun vurgusu olur.

Sıfat tamlaması şeklinde olsun, sayı gurubu şeklinde olsun, çok kelimeli sayıları bitişik yazmamak lâzımdır.

EDAT GURUBU

676. Edat gurubu bir isim unsuru ile bir son çekim edatının meydana getirdiği kelime gurubudur. İsim unsuru önce, son çekim edatı sonra getirilir. İsim unsuru zamir veya isim olmasına ve edat cinsine göre, son çekim edatları bahsinde belirttiğimiz çeşitli hallere girer ve çeşitli çekim ekleri alır. Edat ise, tabiî, gurubun eksiz, değişmez unsuru olarak kalır. Edat unsuru daima tek kelime hâlindedir. İsim unsuru ise tek bir kelime olabileceği gibi isim yerine kullanılan bir kelime gurubu da olabilir. Şu misaller edat guruplarıdır : benim için, senin gibi, taş için, onun güzel hatırı için, eve doğru, yeşil gözleri ile, bıçakla (bıçak ile), Ankaradan bildirildiğine göre, sessiz akan bir su gibi, çok eski zamandan beri, tepeden tırnağa kadar silâhlı bir düşmana karşı, on beş gün kalmak üzere, bundan dotayı, dün geceye dâir, koşup oynamaktan başka.

Edat gurubu zarf ve sıfat olarak kullanılır. Gurubun vurgusu birinci unsur üzerinde bulunur. İsim unsurunun vurgusu gurubun vurgusu olur.

İSNAT GURUBU

677. İsnat gurubu biri diğerine isnat edilen iki isim unsurunun meydanâ getirdiği kelime gurubudur. İsnat edilen unsur isnat olunandan; kendisine isnat yapılandan sonra gelir. Kendisine isnat yapılan unsur ya yalın halde bulunur veya iyelik eki almış olur. Bu unsur bir tek isim olabileceği gibi isim yerine geçen bir kelime gurubu da olabilir. İsnat unsuru ise bir sıfat veya sıfat yerine kullanılan bir kelime gurubu olur. Şu misaller isnat guruplarıdır : baş açık, ayak yalın, göz kapalı, üst baş perişan; omuzlar düşük, gözü açık, karnı tok, sırtı pek, etrafı yıkık, bağrı yanık, saçı uzun, aklı kısa, alnı açık, şekeri az. sütü bozuk, canı tez, bütün duvarları yağlı boya, bahçesinin dört yanı tellerle çevrili, başı boş, eli açık, baldırı çıplak, başı bozuk, gelişi güzel, karnı yarık

Misallerde de görüldüğü gibi isnat gurubu daha çok iyeliklidir. Bunun sebebi umumiyetle sıfat olarak kullanılan bu kelime gurubunun vasıflandırdığı veya vasıflandıracağı nesne ile ilgisini kurmaktadır. Bunlar birleşik kelime hâline gelerek isim olmağa da daha çok elverişlidirler. İyeliksiz olanlar umumiyetle zarf olarak kullanılırlar.

İsnat gurubu umumiyetle bir partisip gurubunun kısalmışı gibidir. Onun için bunları kısaltma gurupları saymak da mümkündür. Gerçekten bütün isnat guruplarının arkasında, zikredilmemiş, düşmüş bir olan veya olarak (zarf olanlarda) kelimesi var gibidir. Onun içindir ki isnat unsuru hal ekleri de, taşıyabilir, çekimli de olabilir: gözü yukarıda, ucu demirden, geçimi yolunda misallerinde olduğu gibi.

İsnat gurubunda vurgu ikinci unsurdadır. İsnadın vurgusu kuvvetlencerek gurubun vurgusu olur.

GENİTİF, DATİF, LOKATİF, ABLATİF GURUPLARI

GENİTİF GURUBU

678. Genitif eki ile birbirine bağlanan iki isim unsurunun meydana getirdiği kelime gurubudur. Genitifli unsur önce, onun bağlandığı yalın isim sonra gelir. Gurubun mânâsı genitifin ilgi fonksiyonuna dayanır. Gurup, iyelik eki düşmüş bir iyelik gurubu gibidir:

bizim kız, senin ev, benim at, Ahmet dayının oğlan, senin av köpeği, Osmanların büyük bahçe misallerinde olduğu gibi. Genitif gurubunun her iki unsuru da tek bir isim olabileceği gibi, isim yerini tutan bir kelime gurubu da olabilir.Gurubun vurgusu ikinci unsur üzerinde bulunur. Bir yandan iyelik gurubuna yaklaşan genitif gurubu .ir yandan da sıfatı klişeleşmiş bir genitif olan bir sıfat tamlamasına benzemektedir. Aynı tipte guruplar olan datif, ablatif, ve lokatif gurupları da bu şekilde sıfat tamlamasına benzer. Fakat bu dört gurubun sıfat tamlamaları olmadıkları muhakkaktır. Hepsinin ikinci unsurda bulunan vurguları da bunu göstermektedir. Yalnız bütün bu gurupları kısaltma gurupları olarak da saymak mümkündür. Genitif gurubu kısalmış bir iyelik gurubu, datif, lokatif, ablatif gurupları ise kısalmış, klişeleşmiş birer fiil gurubu gibidirler. Zaten datif, lokatif, ablatif gibi eklerin normal fonksiyonu ismi fiile bağlamaktır ve bulundukları yerde bir fiil yoksa bir fiil ifadesi muhakkak bulunur. Bilhassa, ikinci unsuru fiilden yapılmış bir isim olanlarla (bk. datif gurubu misallerine) -ma, -me'li fiil isimleri olanlar (bk. ablatif gurubu misallerine) aynı zamanda birer fiil gurubu durumundadır.

DATİF GURUBU

679. Datif hâlindeki bir unsurla ondan sonra gelen yalın biri isim unsurunun meydana getirdiği kelime gurubudur. Datifli unsur da, sonraki unsur da ya tek bir isim veya isim yerini tutan bir kelime gurubu olur:

dile kolay, başa belâ, cana yakın, âteş pahasına bir öğle yemeği, aslına uygun, keyfine düşkün, başına buyruk, ana babasına bağlı misallerinde olduğu gibi. Gurubun normal vurgusu tabiî yine ikinci unsur üzerinde bulunur.

LOKATİF GURUBU

680. Lokatifli bir isim unsuru ile ondan sonra gelen bir isim unsurunun meydana getirdiği kelime gurubudur. Her iki unsur da ya tek bir isim veya isim yerine geçen bir kelime gurubu olur: geçmişte bugün, dam üstünde saksağan, elde bir, yükte hafif, pahada ağır, işinde usta, işinde gücünde adam, üçte iki, dörtte bir, beşte üç, onda bir, yüzde beş, binde bir misallerinde olduğu gibi. Bu gurupta da vurgu tabiî yine son unsurdadır.

ABLATİF GURUBU

681: Ablatifli bir unsurla ondan sonra gelen bir isim unsurunun meydana getirdiği kelime gurubudur. Her iki unsur da ya tek bir isim veya isim yerine geçen bir kelime gurubu olur: kafadan kontak; doğuştan sakat, yandan çarklı, anadan doğma, sonradan görme, sıradan adam, gözden uzak, ağızdan dolma, candan arkadaş, yalandan dostluk, içinden pazarlıklı, kendisinden çok emin, bunlardan biri, eğlencesine düşkün olanlardan hiç biri, içlerinden çoğu, gençlerden üçü misallerinde olduğu gibi. Bu son misallerde ikinci unsurun iyelikli olması dolayısiyle iyelik gurubu fonksiyonunda bir gurupla karşılaşıldığı görülmektedir. Birbirine çok benzeyen, fonksiyonları bir gibi olan (bunların biri, bunlardan biri) bu iki gurubu birbirine karıştırmamak lâzımdır. Ablatif gurubunun normal vurgusu da tabiî yine son unsurdadır.

AKKUZATİF GURUBU

685 1. Akkuzatif gurubu akkuzatifli bir isim unsuru ile onula arksından gelen bir isim unsurundan kurulur. İkinci unsur isimle yapılan bir birleşik fiilin isim kısmı olur ve dolayısiyle geçişli fiil ifadesi taşır: her şeyi borçlu, seni istikbal; yapılanı tenkit, kitabı birine ithaf gibi. Görülüyor ki akkuzatif gurubu partisip gurubu veya fiil gurubunun kısalmış, yardımcı fiili düşmüş şeklidir. Onun için akkuzatif gurubu da bir kısaltma gurubu sayılabilir. Ve bu yüzden birinci unsurdan sonra araya yer tamlayıcısı ve zarf unsurları da gelebilir: seni istasyonda istikbal, kitabı her gün orda birine hediye, her şeyi olur olmaz tenkit gibi."

FİİL GURUBU (FİİL İSMİ GRUBU)

Fiil gurubu fiil isimleri üzerine kurulan kelime gurubudur. Fiil isimleri bu gurubun esas unsurudur ve tabiî en sonda bulunur. Kendisinden önce gelen gerekli unsurlarla birlikte fiil gurubunu meydana getirir. Kendisinden önce gelen bu unsurlar fiil kökünün gerektirdiği unsurlardır. Hareketler tek başına var olmadıkları ve nesnelere bağlı oldukları için onların dildeki karşılıkları olan fiil kök ve gövdeleri de kullaış sahasına çıkarken nesnelere; nesnelerin karşılıkları olan isimlere bağlanmak isterler. Fiil kök ve gövdeleri ancak isimlere bağlandıktan sonra müşahhas hale gelirler. Demek ki her harekette nesne isteme, her fiilde isim isteme hassası vardır. Bu hassa fiil kök ve gövdelerindedir. Fiilin istediği, fiilin mânâsını tamamlayan unsurlar fail, nesne, zarf ve yer tamlaycısı'dir. Fail fiilin gösterdiği hareketi yapan veya olan unsurdur ve yalın halde bulunur, çekimsizdir. Nesne fiilin tesir ettiği unsurdur ve akkuzatif halinde bulunur. Zarf fiilinin şartlarını gösteren unsurdur ve çekimsizdir. Yer tamlayıcısı ise fiilin yerini ve istikametini gösteren unsurdur ve datif, lokatif veya ablatif halinde bulunur. İşte fiil gurubu bir fiil ismi ile bu unsurlardan bir veya bir kaçının meydana getirdiği kelime gurubudur. Bu gurupta fail az bulunur ve hep iyelik ekli olur. Bu unsurların hepsi fiil isminden önce gelir. Üzerinde en çok durulan, belirtilmek istenen unsur fiil isminin en yakınında bulunur. Gurubun normal vurgusu da fiil isminden önce gelen bu unsur üzerinde bulunur. Fiil gurubunda kullanılan fiil isimleri hareket isimleridir. Onun için daha çok -mak, -mek'li fiil isimleri ile fiil gurubu yapılır. Bundan sonra -ış, -iş'li hareket isimleri bu guruba elverişlidir. Hareket ismi olarak kullanılınca -ma, -me'li fiil isimleri de fiil gurubu yaparlar. İş ismi olan -ma, -me ve -ış, -iş'li fiil isimleri tabiî, fiil gurubu yapamazlar. Bunlarla yapılan guruplar daha çok datif, lokatif, ablatif gurupları durumunda olur. Fiil gurubu bir hareket gurubudur ve hareket isimleriyle yapılır. Fiil gurubu hareket ismi gurubu olarak kelime guruplarında ve cümlede, tabiî, isim vazifesi ve muamelesi görür. Şu misaller fiil guruplarıdır:

çarşıya gitmek

toplantıda bulunmak

yemek yemek

yazı yazmak

gök gürültüsünden korkmak

çarşıdaki pirince giderken evdeki bulgurdan olmak

gece gündüz çalışmak

durmadan taş kırmak

yolcuları sabahleyin şehirden hava alanına götürmek

ağaçların dallarını kesmek

İzmire yürüyüş

fırtınalı havalarda Bogazdan geçiş

bir gün en verimli çağında meslekten ayrılış

ışıktan kaçış

durmadan gidip gelme

günde üç saat çalışma

uzağı görme

güzel konuşma

söz söyleme

ayağı kırılmak

canı istemek

dili tutulmak

gözü kör olmak

PARTİSİP GURUBU

683. Partisip gurubu bir partisiple ona bağlı tunsurlardan meydana gelen kelime gurubudur. Partisip bir fiil şekli olduğuna göre ona bağlı unsurlar da fiilin gerektirdiği unsurlardır. Böylece partisip fiili partisip olan bir fiil gurubu demektir. Gurupta partisip sonda bulunur, ona bağlı unsurlar önce gelir. Partisip gurubunda da fail az bulunur ve iyelik ekli olur. Partisip gurubu isim, bilhassa sıfat olarak kullanılır. -dık, -dik ve -acak, -ecek partisip gurupları umumiyetle iyelik gurubunun tamlanan unsuru olur ve iyelik eki ile kullanılırlar. Bu kullanışta bu iki partisipbazan gerundium ifadesi taşır. O zaman iyelik gurubunun tamlanan unsuru partisipin faili durumuna geçer. Partisip gurubunda da vurgu partisipin önündedir. Şu misaller partisip guruplarıdır:

denize giren, sudan gelen

yola çıkan,

(herkesin) çok yakından tanıdığ(ı)

yarın sabahtan akşama kadar uğraşa uğraşa yapacağ(ım iş)

her akşam İstanbuldan kalkıp Ankaraya giden

(o) koşa koşa geldiğ(i zaman)

seni ilk gördiüğ(üm)

sultanlara yaraşır (bir edâ)

canı çıkası

saati kaybolan

modası geçmiş

bütün istikbali ayaklar altına alınmış

GERUNDİUM GURUBU

684. Gerundium gurubu bir gerundium ile ona bağlı unsurlardan meydana gelen kelime gurubudur. Bu gurup da fiili gerundium olan bir fiil gurubu durumundadır. Gerundiumdan başka fiiilin gerektirdiği unsurları ihtiva eder. Gerundium en sonda, gerekli unsurlar ondan önce gelir. Gerundium gurubu daima zarf olarak kullanılır. Bu fiil gurubunda fiilin gerekli bütün unsurları, bu arada fail de bol bol kullanılır. Gurubun normal vurgusu gerundiumdan önceki kelime üzerinde bulunur. Şu misaller gerundium guruplarıdır:

sağa sola koşa koşa,

sabahtan akşama kadar kırlarda gezip,

kadın bütün camları temizleyerek,

kardeşim dün memleketten para getirince

bizden ayrılanları arkada bırakıp yolumuza devam edince

çocuk hüngür hüngür ağlayarak etrafına bakmadan uzaklaşırken,

hiç bir yerde hiç kimse ile uzun boylu konuşmadan

KISALTMA GURUPLARI

685. Bunlar kelime guruplarının ve cümlelerin kısalması, yıpranması neticesinde ortaya çıkan kelime guruplarıdır. Her hangi bir kaideleri yoktur. Daha geniş bir guruptan kısalmış ve klişeleşmiş guruplardır. Sayıları pek fazla değildir.

gün aydın, güle güle, günden güne, baştanbaşa, o gün bugün, yan yana, sırt sırta, omuz omuza, baş başa, el ele, haşa huzur, git gide, baş aşağı, eller yukarı, ileri marş, sola çark, baş üstüne gibi guruplar böyle kısaltma guruplarıdır. Umumiyetle vurguları başta bulunur. İsnat, genitif; datif; lokatif, ablatif guruplarının da birer kısaltma gurubu sayılabileceklerini yukarıda söylemiştik, burada tekrar hatırlatalım.

KELİME GRUBU TAHLİLİ

Şüphesiz kelime grupları cümleye giden en geniş dil birimleridir. Kelime gruplarının tahlili sırasında en geniş kelime grubundan en dar kısmına doğru bir çözümleme yapılır.

Aşağıdaki kelime grubunu sırasıyle tahlil edelim:

güzel bahçeli büyük evin yanındaki duvardan geçinceye kadar

Bu kelimeler bütünüyle tek bir kelime grubudur.

kadar bir son çekim edatıdır ve son çekim edatları kendilerinden önceki kelimeleri kendilerine bağlar ve bir sonraki unsura yönelir. Dolayısıyle burada bir edat grubu bulunmaktadır.

Edat grubunun kendisinden önceki unsurları çeşitli hallerde bulunabilir ve nitekim burada kadar son çekim edatına kendisinden önceki unsur datif hali ile bağlanmıştır.

güzel bahçeli büyük evin yanındaki duvardan geçince

-y-e

kadar

zarf

datif

s.ç.e

Edat grubunun zarfı hâlâ bir kelime grubu durumundadır.

zel bahçeli büyük evin yanındaki duvardan geçince

Bu kelime grubu bir gerundiun=zarf fiil grubudur.

Zarf fiil grubunda zarf fiil ekinin bulunduğu fiil ve bu fiile bağlı olan diğer kelime grupları bulunur.

güzel bahçeli büyük evin yanındaki duvardan

geç-ince

yer tamlayıcısı

fiil+zarf f.eki

Zarf fiil gurubunun yer tamlayıcısı kısmı hâlâ bir kelime grubu durumundadır.

güzel bahçeli büyük evin yanındaki duvar

dan

isim kısmı

ablatif eki

İsim kısmını da bütünüyle ele alalım.

güzel bahçeli büyük evin yanındaki duvar

isim kısmı

Burada da bir kelime grubu bulunmaktadır. Bu bir sıfat tamlamasıdır. duvar isim kısmını, ondan önceki kelimeler de sıfat kısmını oluşturmaktadır.

zel bahçeli büyük evin yanındaki

duvar

sıfat

isim

sıfat tamlaması

Sıfat kısmı da hâlâ bir kelime grubu durumundadır. Bu bir âitlik grubudur.

güzel bahçeli büyük evin yanı

-n-da-ki

isim

lokatifli âitlik eki

İsim kısmı hâlâ bir kelime grubu durumundadır. Bu bir belirli isim tamlamasıdır.

güzel bahçeli büyük ev-in

yan-ı

tamamlayan kısmı

-in genitif eki

tamamlanan kısmı

-ı iyelik eki

isim tamlaması

Buradaki isim tamlamasının tamlayan kısmı da hâlâ kelime grubu durumundadır. Bu bir sıfat tamlamasıdır.

güzel bahçeli

büyük ev

sıfat kısmı

isim kısmı

sıfat tamlaması

Tamamlanan kısım da aslında bir sıfat tamlamasıdır:

büyük

ev

sıfat kısmı

isim kısmı

sıfat tamlaması

Üstteki kelime grubu artık tek kelimeler hâline gelmiştir. Sıfat tamlamasının sıfat kısmı da aslında bir kelime grubudur: Bu da bir sıfat tamlamasıdır

.

güzel

bahçeli

sıfat kısmı

isim kısmı

sıfat tamlaması

Bir kelime grubu veya cümle tahlil edilirken asıl unsurlardan yardımcı unsurlara doğru ve yukarıdaki gibi işlem yapılmalıdır.

Burada da görüldüğü gibi sıfat tamlaması başka kelime grupları ile tek kelime gibi tamlamalarda yer almakta ve isim muamelesi görmektedir.

Devamı

Ana Sayfaya Dön